Ay Yıldız Hareketi Lideri Prof. Dr. Ümit Özdağ Sosyal Güvenlik Konularında Genel Yayın Yönetmenimiz M. Akif Cenkci’ye Önemli Açıklamalarda Bulundu

4 aylar önce 21

Her sene 16 Mayıs’ı içerine alan hafta ülkemizde Sosyal Güvenlik Haftası olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde Sosyal Güvenlik uygulamalarını ve kayıt dışı istihdamı konularını Genel Yayın Yönetmenimiz Mehmet Akif Cenkci, Ay Yıldız Harekâtı kurucusu İstanbul Milletvekili Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ ile konuştu.

‘‘Herkesin kendini güvencede hissedebileceği bir gelir seviyesine ulaşmasını dilerim’’

Sayın Özdağ, Sosyal Güvenlik Haftasının ülkemiz kamuoyunda hatta devlet erkanında yeterince önemsendiğini ve hatırlatıldığını düşünüyor musunuz? Sosyal Güvenlik Haftası ile Türk kamuoyuna mesajınız nelerdir?  

Mehmet Akif Bey, her yıl 16 Mayıs’ı içerine alan hafta Sosyal Güvenlik Haftası olarak kutlanmaktadır. Öncelikle sizin ve sgkgundem.com’un vesilesiyle Aziz Türk Milletimizin Sosyal Güvenlik Haftasını kutlarım. Herkesin sağlıklı ve sosyal güvenceli bir ortamda çalışabilmesini, iş hayatında ve sonrasındaki emeklilik hayatında da kendilerini güvencede hissedebileceği bir gelir seviyesine ulaşabilmelerini dilerim.

Anayasamızın 2. Maddesinde Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanmıştır. Sosyal Güvenliğin amacı bireyleri sosyal risklere karşı korumaktır. Sosyal devlet olmanın en temel şartı da budur.  Devletin asli amaçlarından biri vatandaşlarının dara düşmesini önlemektir. Devlet çalışanların hayat güvencelerini korur ve çalışma hayatında ve sonrasında yani emekliliğinde muhtaç duruma düşmesini engeller. Zaten Devlet sosyal riskleri ortadan kaldırabildiği sürece sosyaldir. Ayrıca Anayasamızın 60. Maddesine göre; ‘‘Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilat kurar’’ hükmü de ortadadır. Malum yaşadığımız bir Salgın süreci var ve hiç şüphesiz ki vatandaşlarımız sağlık tehdidi ile karşı karşıya iken aynı zamanda ekonomik ve sosyal sıkıntılarla da başa çıkmaya çalışmaktadır. İşte tam da bu noktada Sosyal Güvenlik sisteminin ne kadar önemli olduğunu ve devletin gerekli tedbirleri alması gerektiğini anlıyoruz.

‘‘Sosyal yardımlar Türk insanının gururunu incitecek seviyelerde olmamalıdır’’

Sayın Özdağ; sormak istiyorum. Salgın döneminde yapılan sosyal yardımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ne yazık ki tüm dünyayı etkisi altına alan Covid 19 salgını nedeniyle ülkemizde de birçok işçi kardeşlerimiz işinden, aşından oldu. Esnaflarımız kepenk kapattı. Evine ekmek götüremez hale geldi. Vatandaşlarımız virüsle mücadele ederken aynı zamanda da hayatta kalabilmek, yaşamlarına idame ettirebilmek için ayrı bir ekonomik mücadele içerisine girdiler. Hatırlarsınız salgının ilk başlarında Kredi Garanti Fonu güvencesinden kamu bankaları aracılığıyla vatandaşlara düşük faizli 10 bin liraya kadar kredi verileceği duyuruldu. 10 bin liralık krediye müracaat edip 3 bin lira alabileni mi anlatayım yoksa üzerinden bir sene geçmesine rağmen hala başvurusu değerlendirme aşamasında olan insanların hayat mücadelesini mi anlatayım. Bir senedir bir kredi müracaatı nasıl hala sonuçlanmaz, veriyorsanız verin vermiyorsanız da vermiyorum diyebilmelisiniz. Bin lira sosyal yardımlardan ihtiyacı olmasına rağmen hala alamayan insanlar var. Sosyal yardımların erişe bilirliğin önemi kadar ihtiyacı karşılayacak miktar ve nitelikte olmasının da önemi vardır. Sosyal yardımlar Türk insanının gururunu incitecek seviyelerde olmamalıdır. Görüyoruz ki vatandaşlarımıza ne yeteri kadar sosyal yardım yapıldı ne de yapılanlar hakkaniyetli dağıtıldı. Bugün hala PTT önlerinde sosyal yardım alabilmek için saatlerce kuyrukta bekleyen yurttaşlarımız var. Bu millete yazık günah, Türk Milleti inanın bunu hak etmiyor.

‘‘BES’ler yabancı sermayeli şirketlerin hegemonyası altındadır’’

Sayın Özdağ, 2008’den sonra kademeli olarak düşürülen ve halen mevcutta %28’ler seviyesinde olan emekli aylığı bağlama oranının, kayıt dışılığı arttırmada ve çalışanları sadece Bireysel Emeklilik Sistemine yöneltmede bir regülatör seviyesi olduğu düşünülmektedir. Bu konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Elbette ki ülkemizde katsayısı yüksek sosyal güvenlik prim ödemesi ve bordrodan tahsil edilen vergi stopajı bulunmaktadır. Bu yüksek ödentilere rağmen bağlanan emeklilik maaşı geçimlilik standardının çok altında kaldığı tarafımızca da izlenmektedir. İktidarımızda ilk ele alacağımız kanuni düzenlemelerin başında emeklilik bağlama katsayısının 2008 öncesindeki makul seviyelere çekeceğimize söz veriyorum. Bu durumda gerek işveren gerek çalışan yüksek kesintiler yerine kayıt dışı istihdama yönelmek suretiyle gerek kamu açığı gerekse iş güvencesi açısından tahribatı derinleştirmektedir. Çalışanlar bu farkı, istihdam harici olarak Bireysel Emeklilik Sistemi yani BES’e yönelerek kapatmaya çalıştıklarını gözlemlemekteyiz. Bilinmelidir ki ülkemizdeki BES fonlarının ezici bir çoğunluğu yabancı sermaye şirketlerinin kontrolü ve hegemonyası altındadır.  Bu hususun nazar-ı dikkatten kaçırılmaması gerektiğini önemle arz ederim.

‘‘100 TL zam ne akla ne vicdanlara ne de üç yıllık enflasyon farkına uygundur, vicdanlara da ayrıca izahı mümkündür değildir’’

Sayın Vekilim; Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarafından emeklilerin bayram ikramiyelerine 100 TL zam yapıldığı duyuruldu. Böylece emeklilerin bayram ikramiyeleri 1100 TL oldu. Bu zam miktarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sayın Cenkci, bildiğiniz üzere emeklilere ilk defa bayram ikramiyesi yılda iki bayram ödenmek üzere 1000 TL olarak verilmeye başlanıldı. Elbette emeklilerimize bayram ikramiyesi verilmesi memnuniyet vericidir. Ancak neden 1000 TL. Hadi 1000 TL kabul edelim diyelim iyi ama neden üzerinden üç sene geçmesine rağmen zam yapılmaz. Bugün geldiğimiz noktada ise Sayın Cumhurbaşkanının ifadesinde ‘‘enflasyon 85 TL tutuyor ama onu 100 TL’ye tamamlayacağız’’ dedi ve zammı 100 TL olarak yaptı. Son üç yılda enflasyon %50 oranında arttı ve ikramiyeler bu oranda eridi, yok oldu, alım gücüde düştü. Üç sende 100 TL zam ne akla ne vicdanlara nede üç yıllık enflasyon farkına uygundur, vicdanlara da ayrıca izahı mümkündür değildir. Olması gereken öncelikle emeklinin bir aylık tutarı kadar kendilerine bayram ikramiyeleri ödenmesidir. Kim ne kadar emekli maaşı alıyorsa o tutarda da bayram ikramiyesi alabilmelidir. Bayram ikramiyelerine her sene enflasyona göre zam yapılmalıydı. Zira zaten emekli aylık bağlama oranları biliyorsunuz düşürüldü. 2008 yılında adına reform denilen düzenleme ile emekli aylık bağlama oranları %30’a kadar düşürüldü. 2008 öncesinde ve sonrasında aynı şartlara tabi olup emekli olanı karşılaştırdığınızda bugün karşımıza 1500 TL civarında emekli maaşı çıkmaktadır. Asgari ücretin altında bile olan bu maaşla emeklimize geçinin, yaşayın diyorlar. SSK, BAĞKUR ve Emekli Sandığı bu üç kurum Sosyal Güvenlik Kurumu adı altında yine bu reform olarak nitelendirilen düzenleme ile birleştirildi. İyi ama, birleştirilen ne oldu biliyor musunuz? Sadece binalar birleşti. Bu üç kurum tek binada toplandı, adı da Sosyal Güvenlik Kurumu yani kısaca SGK oldu. Üç statünün de emeklilik şartları biri birinden farklı. Mesela sosyal güvenlik sistemimizde en çok primi ödeyen ve en ileri yaşta emekliliği hak eden ne yazık ki BAĞ-KUR’ulardır. 9000 prim günü ile emekli oluyorlar, SSK emeklisinden daha çok prim ödüyor ve daha düşük emekli maaşı bağlanıyor. Ayrıca 2000 yılı öncesi vergi ve oda kaydı olup, Bağkur kaydı olmayanların sayısı da azımsanacak kadar değildir.  Bu esnaflarımız sosyal güvenceden yani gelecekten yani emeklilik haklarından mahrumlardır. Bu mağdur esnaf kesimine bir an önce geriye dönük Bağkur tescil ve ödeme hakkı da getirilmelidir. Sosyal Güvenlik şemsiyesi altına dahil edilmelidirler.

Sayın Özdağ, sosyal güvenlik açısından temel sorunlardan bir tanesi de kayıt dışı istihdam. Kayıt dışı istihdam konularında düşünceleriniz nelerdir. Yabancı uyrukluların kayıt içi ve kayıt dışı istihdamını nasıl değerlendiriyorsunuz?

”Suriye Uyrukluların gerek kayıt içi gerekse kayıt dışı istihdam edilmeleri hem ülke ekonomisine yapılan bir ağır darbedir”

Evet, ülkemizde temel sorunlardan bir tanesi de işsizlik ve kayıt dışı istihdamdır. İşsizliğin hat safhada olduğu bir dönemde karşımıza çıkan yabancı uyruklu istihdamıdır. Yabancı uyruklu özellikle de Suriye Uyrukluların gerek kayıt içi gerekse kayıt dışı istihdam edilmeleri hem ülke ekonomisine yapılan bir ağır darbedir, hem de işsizlerimize, gençlerimize yapılan zulümdür. Ülkede işsizlik varken daha ucuza insan gücünden istifade etmek isteyen işverenler yabancı uyrukluları çalıştırmayı tercih ediyorlar. Bu çalıştırmanın neredeyse tamamına yakını da kayıt dışı şeklindedir. Burada kamu yani Sosyal Güvenlik Kurumu’da zarara uğratılmaktadır. Çünkü kayıt dışında sigorta primi olmaz. Yabancı uyrukluların Türkiye’de kayıt dışı istihdam edilmelerinin önüne geçmek için denetimlerin kararlılıkla arttırılması ve cezai müeyyidelerin uygulanması gerekmektedir.

Sayın Ümit Özdağ, yeni oluşumunuzun mevcut sosyal güvenlik politikalarına bakışı nasıldır. Tadil etmeyi düşündüğünüz hususlar var mıdır?

”Belirlenen politikaların ülkemiz gerçeği doğrultusunda radikal bir yöntemle yeniden tadil ve tesis edilmesinden geçer”

Sosyal Güvenlik Haftası nedeniyle halkımıza bu mesajı vermeme vesile olduğunuz için şunu da özellikle belirtmek isterim ki; her ne kadar yeni bir oluşum olarak harekât ediyor olsak da çalışma arkadaşlarımızın tamamı siyasette tecrübeli, çalışma alanlarında ise son derece uzman ve yetkin kadrolardan oluşmaktadır.

Bundan dolayıdır ki; Türk milletinin devleti ile kucaklaşmasındaki asıl hususlarının başında gelen sosyal güvenlik kanunu ve belirlenen politikalarının ülkemiz gerçeği doğrultusunda radikal bir yöntemle yeniden tadil ve tesis edilmesinden geçmektedir.

Genel Sağlık Sigortası uygulamalarındaki tespit etmiş olduğumuz birtakım aksaklıklar, çalışma yoksunu vatandaşlarımızın özellikle geriye dönük borçlanmalarına sebep olan yönetmeliklerin tekrar gözden geçirileceğini bu konuda şimdiden çalışmalar yaptığımızı belirtmek isterim.

Ülkemiz gerçekleriyle uyuşmayan kadın ve erkeklerde 65 yaş sınırı hepimizin malumudur. Emeklilik yaş hadlerinin iyileştirilerek makul bir standartlara çekileceğini, prim katsayılarının 5510 günden az olmamak üzere yeniden düzenleneceğinin ve bu bağlamda gerek sivil toplum kuruluşları gerekse işçi ve işveren sendikalarıyla ortak bir zeminde çalışmalar yapılacağının müjdesini vermek isterim.

Asgari ücret tespit komisyonunun belirli aralıklarla toplanarak belirlediği ücretin vergiden arındırılması kamuoyunun genel talebidir. Fakat aziz milletime özellikle ifade etmek isterim ki asgari ücretten vergi alınmaması talebi suiistimale açıktır. Örneğin; verginin alınmadığı dilimlerde tüm SGK kayıtlarının özellikle her bir yeni istihdamın asgari ücret seviyelerinden yapılabileceğini unutmamak gerekir. Bu ihtimali göz ardı etmeden kalıcı ve yapısal bir çalışmalar yapılacağını söylemek isterim.

Tasfiye halindeki BAĞKUR ve temsil ettiği kanun ve yönetmeliklerin tasfiye halindeki SSK ve Emekli Sandığının malullük ve yaşlılık aylığı oranlarına kademeli olarak uygun hale getirilmesi elzemdir. Zira eski adıyla BAĞKUR yönetmelikteki yeni güncellemeyle isteğe bağlı prim ve katsayılarının belirli bir kademeden sonra maaş bağlama oranlarının yani 2008 ve öncesi oranlara iyileştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca geçmişte vergi ve oda kaydı olup da BAĞKUR kaydı olmayan esnaf ve serbest meslek erbapları vatandaşlarımıza geriye dönük borçlanma ve ödeme imkânı getirerek sosyal devlet ilkesini tesis edeceğiz.

İşsizlik fonu, askerlik borçlanması, yurt dışı borçlanması, doğum borçlanması ve analık hakları, dul ve yetim aylığı, ölüm aylığı, engelli emekliliği ve vergi indirimi, maluliyet durumları gibi birçok üst başlıklarda incelenmek üzere genel bir çalışma başlattığımızın müjdesini değerli milletime vermek isterim. Aziz milletimizin alın teri ve emeğinin karşılığının yanlış sosyal güvenlik politikalarıyla erozyona uğratılarak bugüne kadar adeta bir çiftlik gibi kullanılan sosyal güvenlik kurumlarının ve bunun ayrılmaz bir fon deposu olan işsizlik fonlarının nasıl yağmalatıldığının açık belgesi sosyal güvenlik transfer kayıtlarıdır. Bu sebepledir ki; bu zaman kadar oluşan mağduriyetlerin giderilebilmesi ve iyileştirilebilmesi için tek yapısal faktörün gerçek ve tavizsiz bir milli politikayla yapılacağını unutmamalarını, çıktığımız bu kutlu yolculukta tüm vatandaşlarımızla bir ve beraber hareket ederek yürümek istediğimizi de önemle ifade etmek isterim.

Sosyal Güvenlik Haftasının Türk Milletinin değerli paydaşlarına, devletimizin bütün kurum ve katmanlarına hayırlı ve uğurlu olmasını bir kez daha diler, gelecek yıllarda milletçe daha coşku ile kutlana bilir bir seviyede olmamızı ümit ederim. 

Mehmet Akif Cenkci: Sayın Vekilim, kıymetli zamanınızı bize ayırarak bu röportajı gerçekleştirebilmemize fırsat verdiğiniz için teşekkürlerimizi takdim eder, çıkmış olduğunuz yeni siyasi hareketinizin Büyük Türk Milletine hayırlı olmasını tüm kalbimizle niyaz ederiz.

Ay Yıldız Hareketi Lideri Prof. Dr. Ümit Özdağ Sosyal Güvenlik Konularında Genel Yayın Yönetmenimiz M. Akif Cenkci’ye Önemli Açıklamalarda Bulundu yazısı ilk önce Sgk Gündem üzerinde ortaya çıktı.

Tum Makaleyi Oku