Bakan Dönmez: Biz gelen yatırıma 'senin memleketin neresi' demiyoruz

1 hafta önce 129

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK), Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu’nun (TENMAK), 2021 yılı kesin hesap kanun teklifi, 2023 yılı bütçe kanun teklifi ve Sayıştay raporlarının görüşüldüğü Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Bakan Dönmez burada yaptığı konuşmasında, enerjide arz güvenliği konusunu ele alarak, “Dünya son derece kritik bir dönemden geçiyor. Pandeminin arkasında başlayan toparlanma süreci henüz tamamlanmamış iken Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın karşılıklı ambargolarla devam etmesiyle ciddi fiyat yükselmeleriyle karşı karşıya kaldı dünya. Şu anda parasıyla bile alınamayacak bir üründen bahsediyoruz” dedi.

Petrol ve doğal gazın stratejik emtialar olduğuna vurgu yapan Bakan Dönmez, “Dünyanın en büyük rezervine sahip olabilirsiniz ama sattırmazlar. Pazara erişemezsiniz. Bazen de dünyanın en zengini olabilirsiniz ama o ürünlere erişemeyebilirsiniz. Böyle bir durumda Türkiye, akıllı dış politikayla bu sorunların büyük bir kısmını yaşamadan atlatıyor. Gıda krizi gündeme gelmişti. Gıdada tahıl koridorunu açmak suretiyle hem kendi risklerimizi minimize ettik hem de dünyanın birçok ülkesine tahıllarının ulaşmasına da aracılık ettik” diye konuştu.

Türkiye’ye komşu ülkelerin, Türkiye’den doğal gaz ve elektrik talebinde bulunduğunu söyleyen Bakan Dönmez, “Avrupa, Rus gazına ve petrolüne bağımlılığı azaltmak adına ciddi tedbirler aldı. Bu yıl bu rakam 50 milyar metreküpün altında gerçekleşecek. Bu açığı kapatmak için de en esnek çözüm olan LNG (sıvılaştırılmış doğal gazın) peşine düştü. Portföyümüzde yüzde 20’ler mertebesinde LNG alıyoruz. Fakat ekonominin toparlanmasına paralel olarak artan gaz talebini karşılayabilmek için boru hatlarının kapasitesi belli fiziki kapasitesi orada artışlar sınırlı. Ama LNG terminallerimiz sayesinde bir esnekliğimiz vardı doğal olarak enerji kaynaklarına biz de yönelmiş olduk” ifadelerini kullandı.

“HER ŞEY DAHİL AVRUPA’NIN EN UCUZ DOĞAL GAZ KULLANAN ÜLKESİ DURUMDAYIZ”

Doğal gaz fiyatlarında hacmi en büyük olan piyasanın Title Transfer Facility (TTF) olduğunu hatırlatan Dönmez, "TTF’de fiyatlar 120 dolarlardan ağustos ayında 3 bin 300’ü aşan dolarlara yükseldi. Ama bir miktar gevşeme var. Biz buna rağmen gerek geçtiğimiz yıl ve bu yıl aldığımız tedbirlerle vatandaşımıza en az oranda aktaran ülkelerden birisiyiz. Birçok Avrupa ülkesi sübvansiyon yapmaya çalışıyor. Ama ciddi faturalar karşısına çıkıyor. Ekim ayı itibariyle Avrupa’da başkentlerdeki kullanılan doğal gazın hane halkı fiyatlarını sizlerle paylaşmak isterim. Hollanda'da bin metreküp gaza 81 lira 25 kuruş ödeniyor. İtalya 58 lira 24 kuruş. Almanya 41 lira 42 kuruş. Komşumuz Bulgaristan 31 lira 53 kuruş. Biz Avrupa’da AB üyesi olmayanları da dikkate aldığımızda 5 lira 72 kuruş ile her şey dahil Avrupa’nın en ucuz doğal gaz kullanan ülkesi durumdayız" dedi.

“ASGARİ ÜCRETLİ BİR VATANDAŞIMIZ 100 METREKÜP BİR DOĞAL GAZ İÇİN YÜZDE 8,8’İNİ ÖDÜYOR”

Dönmez, elektrik ve doğal gazda hükümet açısından yapılan alım gücü kıyaslamalarının gerçeği yansıtmadığı iddialarına ilişkin, şunları kaydetti:

“Örneğin elektrikte her ülkenin asgari ücretini dikkate alarak -brüt asgari ücreti- ele alalım. Bakın bizden daha düşük olanlar da var. Onları da söyleyeceğim. Lüksemburg’da hakikaten asgari ücretin yüzde 2’sini ödüyor elektrikte. Türkiye yüzde 5,4’ünü ödüyor. Polonya yüzde 5.8’i, Almanya 7.2’i. Yani biz burada 24 ülke içerisinde de 10’uncuyuz. Doğal gazda da konutlarda aylık 100 metreküpü baz aldığımızda bizden ucuz Macaristan, Slovakya, Lüksemburg var. Yüzde 5 - 8.7. Türkiye 8,8’ini ödüyor. Asgari ücretli bir vatandaşımız 100 metreküp bir doğal gaz için yüzde 8,8’ini öderken Romanya yüzde 13’ünü Almanya yüzde 13.1’ini Bulgaristan'da ise yüzde 49,9’unu doğal gaza ayırıyor. Bu da gösteriyor ki ülkemiz hem sübvansiyonlarla destek olmuş hem de asgari ücreti enflasyonu üzerinde artışla alım gücünü yükseltmiş.”

“TOPLAM 48 MİLYON SAYAÇTAN 209 BİNİNİN ELEKTRİĞİ KESİK, 19 MİLYON DOĞAL GAZ ABONESİNDEN DE 86 BİN 504’ÜNÜN GAZI KESİK”

Yılda 3 milyon kişinin elektriğinin kesik olduğu iddialarını ele alan Bakan Dönmez, “Bu şu demek: Her 10 kişiden birinin elektriği kesik. Düşünün 10 haneli bir apartmanda oturuyorsanız bir tane vatandaşın elektriği kesik. Böyle bir durum yok. En son güncel veriyi söyleyeyim. Ağustos’ta Türkiye genelinde elektriği kesik olan abone sayısı -hanehalkı ve ticarethane dahil- 209 bin 174’tü. Peki ne kadar sayaç var? 48 milyon sayacımız var. Bu oran binde dört. Doğal gazda da yine aynı tarihte 86 bin 504 abonenin gazı kesilmiş borçtan dolayı. Toplam 19,1 milyon doğal gaz abonesine oranladığımızda buradaki rakam da binde beş. 209 bini ve 86 bini ne ile kıyasladığınıza göre bunun şiddetini belirlemek lazım. Her bin kişiden dördünde ya da beşinde borcundan dolayı kesilme var. Onu da şöyle izah edeyim: Kesinti uygulanan abonelerin üçte ikisinin elektriği aynı gün içerisinde açılıyor. Belli ki vatandaş unutmuş. Yatıramamış ya da otomatik ödeme noktasında bir sorun yaşanmış. Yine beşte dördünün de elektriği bir hafta içinde bağlanıyor. Elektriği kesik olma süresi de son derece sınırlı” dedi.

“CHP İL VE İLÇE BAŞKANININ ZİYARETTEN ÖNCE ELEKTRİĞİ KESİLEN BİR ABONEYE GÖTÜRMEK BENCE ORGANİZASYONU YAPAN ARKADAŞLARIN GENEL BAŞKANLARINA (KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA) SAYGISIZLIĞIDIR”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ziyaret ettiği ailelerden birisi olan Ankara'nın Mamak ilçesinde yaşayan İbrahim Öztürk, Kılıçdaroğlu'nun ziyareti öncesi CHP il ve ilçe başkanının evine gelerek incelemelerde bulunduğunu, elektriği kesik olmadığı halde vaatlerle elektriğinin kesik olduğunun söylettirildiğini ifade etmişti. Bakan Dönmez, söz konusu olaya atıf yaparak, “Bir dönem de elektriği kesik vatandaşların evlerini ziyaret etmek suretiyle kamuoyuna yanlış yansıtılmaya çalışıldı. Bunu da ifade etmekte fayda var: Elektriği kesik olmayan, ziyaretten önce elektriği kesilen bir aboneye götürmek bence organizasyonu yapan arkadaşların genel başkanlarına (Kemal Kılıçdaroğlu’na) saygısızlığı bir kere” dedi.

Enerji verimliliği konusuna özel önem verdiklerini vurgulayan Bakan Dönmez, “Enerji verimliliği özellikle bizim gibi enerjide dışa bağımlı ülkelerde son derece kritik ve önemli. Bununla ilgili olarak sanayi kuruluşlarımız, tarım sektörümüz, en son vatandaşlarımızın hanelerine varıncaya kadar birçok kampanya başlattık. Ziraat Bankamız sağ olsun, ‘Ben 50 bin liraya kadar aylık 0,99 faiz oranı ile 60 ay vadeli kredi vereceğim’ dedi. Bu kapsamda, evlerde yalıtım için yapılan yatırım 5 yıl içinde kendini ödüyor. Tasarruf miktarı da yüzde 35 ile 45 arasında değişiyor” diye konuştu.

“EĞER HERKES BİNASINI YALITMIŞ OLSA YÜZDE 25-30 DAHA AZ (DOĞAL GAZ) TÜKETMİŞ OLACAĞIZ”

Türkiye’de ortalama bir hanenin bin 50 metreküp doğal gaz tükettiğini belirten Bakan Dönmez, “Türkiye’de bulunan binaların yaklaşık yarısı yalıtımsız. Bir hesap yaptık. Eğer herkes binasını yalıtmış olsa yüzde 25-30 daha az tüketmiş olacağız. Bizim doğal gaz tüketimimizin yüzde 25-30’luk kısmı hanelerimizde tüketiliyor. Yıllık 20 milyar metreküp eder. Yüzde 25 tasarruf etsek 5 milyar metreküp eder. Bugünkü piyasa değerleri ile en az 6 milyar dolar cebimizde kalacak, paramız yurt dışına gitmemiş olacak. Herkesi duyarlı olmaya davet etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’DE YENİLEBİLİR KAYNAKLARA ÖNEM VERİLMEDİĞİ İDDİALARINA İLİŞKİN DÖNMEZ, ŞUNLARI SÖYLEDİ:

“Biz bizden önceki dönemin rakamları ile mukayese edeceğiz. Biz bizden öncekileri yok sayamayız. Onlar belirli bir noktaya getirmiş, biz almışız nereye taşımışız? Rüzgarda 2002’de 19 megavat vardı sadece. O günkü teknoloji ile bir türbin aşağı yukarı 1 megavatın bir miktar altında -şu an mesela bir türbin 4 megavat üretiyor- elektrik üretirdi. Bu hesapla 20 türbin eder. Rüzgarda bizim şu anda geldiğimiz rakam 11 bin 307 megavat oldu. 595 kat arttı. Hidroelektrik teknolojisi çok yeni bir teknoloji değil ki. 12 bin 240 megavat kurulu gücümüz varmış. Burada da 2,6 kat ila 31 bin 568 megavata çıkardık. Güneş hiç yoktu- evet, belki teknoloji daha yeni yeni gelişiyordu- ama bugün güneşte 9 bin 120 megavata ulaşmışız. Jeotermal ise 17 megavattı. Bugün bin 686 megavata ulaştık. Bu rakamla kurulu güçte Avrupa’nın en büyük jeotermal santralleri olarak birinci sıradayız. Dünyada dördüncü sıradayız. Biyokütle -özellikle atıklardan elde edilmesi konusu- 28 megavatlık olarak kurulu güç 20 yılda 2 bin 219 megavata çıktı. Toplamda 12 bin 305 megavatlık yenilebilir kurulu gücümüzü 4 buçuk kat artışla 55 bin 901 megavata ulaştırdık.”

Türkiye’nin nükleer güç santrali hikayesinin 1950’lere kadar gittiğini aktaran Bakan Dönmez, “Birçok hükümet de bunu denemiş başaramamış. En son rahmetli Ecevit hükümeti de ihale açtı -ya cesaret edemedi ya da birtakım nedenlerle- ancak yapamadı. Bizim zamanımızda da 2010’da, bu işe ilk defa ciddi olarak niyetlendik ve meclisimizden geçen hükümetler arası anlaşma ile de yapıldı. Burada rakam konusu eleştiriye tutuluyor 12,35 cent olarak. Bugün serbest piyasada elektriğin fiyatı 20 cent. Yani bugün bile 12,35’in çok daha makul olduğunu görüyorsunuz” şeklinde konuştu.

BAKAN DÖNMEZ, AÇIKLAMALARINA ŞÖYLE DEVAM ETTİ:

“Japonya ile bir anlaşma yapmıştık hatırlarsanız, 2013 yılında. Japonya ve Fransa ortaklığı ile yapılacaktı. Onlar çalışmalarını tamamladılar. Fiyatlarını revize ettiler. Bizim Rusya’dan aldığımız fiyatın 2 katından daha fazlasına çıktı teklif ettikleri bedel. Biz hem fiyat açısından hem de termin (belirlenmiş zaman) planı açısından bu uygun değil diye yürümedik. Bizim batı teknolojisine bir ambargomuz yok. Tam tersine bu yola çıktığımızda tüm teknoloji geliştiren ülkelerle ve şirketlerle görüşüldü. Bu konuda teknoloji geliştiren ülke sayısı çok fazla değil. Nitekim şu anda Small and Medium Reactor (Küçük-Orta Reaktör) dediğimiz daha düşük kapasiteli nükleer santrallerle ilgili çalışmalar var. İngiltere’de, Amerika’da bazı çalışmalar var. Onlarla da görüşüyoruz. 100 megavatlık, 70 megavatlık, 300 megavatlık üretimler için. Çünkü dünya eğer karbonsuzluğa gidecekse yenilebilir ile belirli bir yere kadar gitmek zorunda. Onun dışında nükleerin sıfır karbon emisyonu olduğu için en ciddi tercih nedenleri arasında olacak. Nitekim Avrupa Birliği de geçtiğimiz aylarda, ‘Nükleer santralleri ben yeşil sınıfı olarak etiketlendiriyorum’ şeklinde bir karar aldı. Şu anda bu Avrupa’da başladı. Avrupa’da da Türkiye’de de dünyanın neresinde olursa olsun serbest koşulları ile hiçbir nükleer proje realize edilemiyor. İngiltere’de aynısı var. Şimdi Polonya yeni ihale yaptı. Bunların hepsine hükümetler belirli oranlarda belirli süreli alım garantisi vermezse bu projeler feasible (uygun) olmuyor.”

“BİZ GELEN YATIRIMA 'SENİN MEMLEKETİN NERESİ' DEMİYORUZ”

Elektrik ve gaz tarafında dünya çapında birçok mevzuatın olduğunu hatırlatan Bakan Dönmez, “Mevzuatın büyük bir kısmı da AB müktesebatı ile uyumlu olduğu için bugün biz Amerika’dan Asya’ya kadar, Çin’e kadar, Orta Doğu Körfez Bölgesi, Rusya, Avrupa dahil birçok yerden yatırımcı çektik. Şu anda çalışan 102 gigavatın (102 bin megavat) santralin yüzde 80’i özel sektör -önemli bir kısmı da yerli yabancı yatırımcı- ile yapılmış. Biz gelen yatırıma 'senin memleketin neresi' demiyoruz ki. Pasaportuna da bakmıyoruz. Türkiye’de yapılan her yatırımı biz yerli yatırım olarak telaffuz ediyoruz. Türkiye’nin kanunlarına ve denetimine tabi olarak geliyor. Herhangi bir istisnası da söz konusu değil” diye konuştu.

“DÖRT YIL İÇİNDE KONUTLARDA KULLANILAN MUTFAKLARDA VE SICAK SUDA KULLANILAN GAZIN TAMAMI KEŞFETTİĞİMİZ GAZDAN OLACAK”

Karadeniz gazını ele alan Bakan Dönmez, “Bu ilk keşif ile burada soru işaretleri daha fazlaydı. Teşekkür ediyorum. Şimdi en azından herkes ‘ne zaman çıkacak ne zaman kullanılacak’ noktasına gelmiş durumda. Hala bazı arkadaşlarımızın tereddüdü olsa da bizim hedefimiz bir mani keder çıkmazsa önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde mart gibi bu gazı sisteme vereceğiz. İlk faz üretim 10 milyon metreküp gün olacak. Dört yıl içerisinde de maksimum plato dönemine çıkaracağız. 40 milyon metreküpe. 10 metreküp günlük gazın yıllık karşılığı 3,5 dört milyar eder. Bu da konutlarda kullanılan mutfaklarda ve sıcak su da kullanılan gazın tamamı demektir” dedi.

“SONDAJ ARAMALARIMIZDAN OLUMLU HABERLER GELİYOR”

Şebekeye verilecek Karadeniz gazının, ilk fazda konutların mutfaklarında kullanılan gazı karşılayacağını ancak dört yıl sonra üretimin dört kart artırılacağını söyleyen Bakan Dönmez, “O zaman da konutlarda kullanılan gazın tamamını buradan elde edeceğiz. İhtiyacımızın üçte biri bu toplamda baktığımızda. Ama komşu sahalarda arama faaliyetlerimiz devam ediyor. Olumlu haberler geliyor. Konu değerlendirmeler bittikten sonra da olumlu bir keşif yakalarsak da sizlerle paylaşmış olacağız” diye konuştu.

“AMASRA MÜESSESE MÜDÜRLÜĞÜNDEN 7 YÖNETİCİ GÖREVDEN ALINDI”

Amasra maden kazasına ilişkin konuşan Bakan Dönmez, araştırma ve soruşturma sürecinin çok başında olunduğunu ifade ederek, “Henüz elimizde bir bilirkişi ön raporu var. Bilirkişi ön raporunda ortaya atılan iddialar var. Şu anda meclis araştırma komisyonumuz bu iddialar da dahil olmak üzere tüm tarafları dinliyor. Bu noktada şu suçludur, şu kusurludur diyemeyiz. Eğer ön rapora bağlı olarak suçlu ilan edip birtakım ithamları ona yöneltecek olsak o zaman mahkemelere neden ihtiyaç var. Bilirkişi raporu gelir hakime çıkmadan herkesi içeri tıkarız. Hukuk kendi içerisinde yürüyor. Biz de ona her türlü desteği vereceğiz. Bakanlığımızda daha ilk gün olay yerinden döner dönmez yazılı talimat verdim teftiş kuruluna. Her yönüyle araştırılmasıyla ilgili bir tahkikat başlatılmasını. Müfettişler de oraya gitti. İlk incelemeleri de yaptılar. Amasra Müessese Müdürlüğünden 7 yönetici görevden alındı. Bu belki kamuoyuna yansımadı ama diğer boyutları itibariyle incelememiz devam ediyor" ifadelerini kullandı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, daha sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kurumlarının 2023 yılı bütçeleri kabul edildi.

Tum Makaleyi Oku