Son dakika: Başkan Erdoğan’dan Siirt’teki Demokrasi Konuşmaları’nda flaş açıklamalar - Ahaber

1 ay önce 17

Bu dönemin mağdurlarının ve mazlumlarının bulunduğunu söyleyen Erdoğan, "Hep düşüncemiz şu oldu 'Biz bu işin hesabını Allah'ın izniyle soracağız' dedik ve Rabb'im o fırsatı verdi. Rabb'im o fırsatı verdikten sonra da hemen adımlarımızı kararlı bir şekilde attık. Biz göreve geldik, geldiğimiz andan itibaren arkadaşlarımızın inanın bana hep sordukları, bu 28 Şubat meselesi hep gündemimizde oldu, 'Başbakanım ne yapıyoruz, bununla ilgili ne gibi adımlar atıyoruz'. Dedik ki 'Yavaş yavaş gideceğiz, aceleciliğe gerek yok ama biz o mağdur, mazlum olan tüm kardeşlerimizin haklarını da kendilerine iade edeceğiz'. Elhamdülillah bunu da tereyağından kıl çeker gibi çektik ve büyük oranda bu işi de başardık. Bazı tabii bizi anlamayanlar olmadı değil, oldu ama sonra onlar da anladılar ve şu andaki noktaya da geldik." dedi.

İşin kolay olmadığını, hassas davranılması gerektiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu hassasiyet içerisinde de sadece o süreç değil, onun dışında yaşananlar da biliyorsunuz ortada yani bir 15 Temmuz'u da düşünün. 15 Temmuz'dan sonra bize söylenen ne biliyor musunuz hala, şu içeride olan FETÖ'cüler var ya, 'Ya işte bunlar niçin içeride hala tutuluyor, bunların bırakılması lazım'. Ya nasıl bırakılması lazım yani bunların yapmış olduğu bu zulüm, böyle tarifi mümkün mü? Değil. Bunun bedelini ödemeleri lazım, ama biz şu anda hala onların ödettiği faturaların maalesef acısını çekiyoruz. Bunlar ne terörle mücadele ettiler... Bu ülkede kendileri zaten adeta terörizmin altyapısını oluşturdular. Yargıda oluşturdular, devletin kurumlarında oluşturdular ve buralarda oluşturdukları bu altyapıyla da ne yazık ki altından kolay kolay kalkılamayacak bu ülkeye, bu millete bedel ödettiler."

KILIÇDAROĞLU'NA YANITI! "BENİM MİLLETİM BUNLARIN DA DEFTERİNİ DÜRECEKTİR"

Bu kişilerin şu anda çeşitli ülkelerde kaçak olduklarını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunlar kaçıp gittiler, bu kadar rahatlar. Düşünün şu anda işte hemen komşu diye bildiğimiz Yunanistan'da yaşayabiliyorlar. Şimdi biz de bunlara yargının verdiği hüküm neyse bu hükmün gereğini yapacağız. Tabii Ayşegül kardeşimin de ifade ettiği gibi onlar size olan zulmün bir başka çeşidini evlatlarının Kandil'e kaçırılması veya Kandil'in dışında farklı yerlere kaçırılmasıyla onlara ciddi manada zulmettiler ama şimdi Bay Kemal ne diyor? 'Ben Kandil'i yakıp yıkacağım' diyor. Sen 'Kandil'i yakıp yıkacağım' diyorsun Kandil'in mensuplarıyla beraber Ankara'dan İstanbul'a yürüyorsun. Bu nasıl yakıp, yıkmaktır, kimi aldatıyorsun? Ben de CHP'ye gönül veren kardeşlerime söylüyorum, aman bu işe dikkat edelim. Buyurun işte şu anda HDP'nin önünde Diyarbakır anneleri var, kaç kere gittin de Diyarbakır annelerini ziyaret ettin, onların derdiyle acaba kaç kere dertlendin? Böyle bir durumları var mı? Yok. Çünkü dertleri yok ama bizim derdimiz var. Biz bu derdimizle beraber inşallah Diyarbakır annelerinin diğer illere de yavaş yavaş savrulmasıyla beraber hep yanında olduk, yanında olacağız ve onlar evlatları dağdan geldikçe onlar nasıl mutlu oluyorlarsa biz de aynı şekilde mutlu oluyoruz ama yeterli değil bunların kökünü kazıtıp ve Diyarbakır anneleri gibi tüm annelerin de inşallah mutluluğunu gözlerinde gördüğümüz an biz de mutlu olacağız."

Safiye Işık isimli vatandaşın, Başkan Erdoğan'ın Kahramanmaraş'taki gençlik buluşmasında "Eşimle şiir gibi bir yaşamımız var." dediğini aktararak, "Sizce şiir gibi bir yaşam ne demek ve siz yol arkadaşlığınızı nasıl tanımlardınız? Böylesine yoğun bir tempoda şiir gibi bir evliliği sürdürmek zor olmuyor mu?" sorusuna Emine Erdoğan, "Yani şiir gibi bir evlilik illaki şair olmaya gerek yok, şiir gibi evlilik demek sadece her gün sevinç, mutluluk öyle bir şey de değil. Acısıyla, tatlısıyla, üzüntüsüyle, kahrıyla bunları hep birlikte paylaşmak ve birlikte yol yürümek. Biz bunu yaptık. Şiir yazmıyoruz ama şiir gibi yaşıyoruz." karşılığını verdi.

İstanbul Süryani Kadim Vakfı Başkanı Sait Susin, Süryanilerin son 20 yıl içinde yaşadıkları kazanımları anlatarak, Erdoğan'ın Cumhuriyet tarihinde sıfırdan yapılacak bir kilisenin yapım talimatını verdiğini ve temel atma törenine katıldığını hatırlatması üzerine Başkan Erdoğan, "Cumhuriyet tarihinde de bir ilk." dedi.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun TÜİK'ten randevu istemesine ilişkin, "Randevu vermeyince bu küplere biniyor. Bu devletin kurumlarının sana veya avanene hesap verme sorumluluğu yoktur. Onlar hesabı sadece sorumlusu olduğu birinci derecede Başkan, bunun dışında da ilgili bakanlara verirler." dedi.

Erdoğan, buradaki konuşmasının ardından sözü programa katılan vatandaşlara verdi.

"Siz evde Siirt yemeklerini mi yoksa Karadeniz yemeklerini mi tercih ediyorsunuz? Başkanmıza Siirt yemeklerini sevdirdiniz mi?" sorusu üzerine Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, evlendikleri zaman Karadeniz yemeklerini hiç bilmediğini söyledi.

Karadeniz yemeklerini hiç bilmediği halde kısa zamanda alıştığını ve severek yediğini dile getiren Emine Erdoğan, "Bu arada tabii Başkan da bize gelip gittikçe nişanlılık döneminden itibaren Siirt yemeklerimizi ikram ediyorduk. O da gerçekten çok beğendi." dedi.

Başkan Erdoğan da Siirt yemeklerini bilmediğini belirterek, kayınvalidesinin bu işlerde hassas olduğunu kaydetti.

Emine Erdoğan, Siirt'te doğmadığını ve büyümediğini ifade ederek, Siirtli olmaktan her zaman gurur duyduğunu söyledi. İstanbul'da doğup büyüdüğünü anlatan Emine Erdoğan, Siirt yemeklerinin evlerinde her zaman olduğunu aktardı.

Başkan Erdoğan'ın ve çocuklarının yemek seçme huyunun olmadığını dile getiren Emine Erdoğan, evde iki tarafın yemeğinin de severek yendiğini kaydetti.

Nergis Erdik, geçen yıl vefat eden kardeşi eski AK Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan'ın Başkan Erdoğan'ı çok sevdiğini belirtti.

Başkan Erdoğan da Esayan'ın gerçekten çok farklı biri olduğunu, son dönemlerinde ıstırabına rağmen yaşamı ve istikameti kaybetmeden yoluna devam ettiğini söyledi.

Erdoğan, "Onun o duruşu bizde özellikle cemaate bakışı bile değiştirdi. Nitekim arkadaşlarımızın içerisinde de yani Markar'ın o duruşu sebebiyle yaklaşımları çok farklı olanlar, gerek vefatında da bunu ortaya koydular. Markar farklı bir insandı. Kalemiyle farklıydı, Merkez Karar Yönetim Kurulu'ndaki düşüncelerini ortaya koyuşuyla farklıydı ve biz onun farklılığını da hep hayırla yad ettik." diye konuştu.

Bitlis'ten gelen Nisanur Karayağız da çevre ve doğa konusunda yapılan çalışmalara değinerek, Erdoğan çiftine İstanbul'daki evlerinde hayvan besleyip beslemediklerini sordu.

Emine Erdoğan, Üsküdar'da bahçeli bir evde büyüdüğünü ve kedisi olduğunu belirtti. Dönem dönem farklı hayvanları sahiplendiklerini ifade eden Emine Erdoğan, oğlunun bir köpeğinin, torunlarının da kedilerinin olduğunu kaydetti. Evlerinde de kedilerinin bulunduğunu anlatan Emine Erdoğan, sahiplendiği "Leblebi" isimli engelli köpeğin de Ankara'da kendileriyle beraber olduğunu söyledi.

Emine Erdoğan, "Herkese tavsiye ederim. Satın almayı değil de hayvan barınaklarından hayvan edinirlerse hem kendileri hem çocukları için çok daha iyi olur." dedi.

"HER AN HER ŞEYE HAZIR OLMAMIZ LAZIM"

"Üzerinizdeki özel bir kumaş herhalde. Şalu şepik dediklerinden. Onu anlatır mısınız?" sorusuna karşılık Emine Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bugün gerçekten bir tevafuk oldu. Başkan'ın ne ceket giydiğini göremedim ben. Sonra Siirt'e geldikten sonra fark ettim ki ikimiz de aynı kumaştan ve aynı renkten giyinmişiz. Bunun bir özelliği var. Bu, Siirt'e has Eruh ilçemizde yapılan bir dokuma. Eni çok dar. Geleneksel bir dokuma, keçi yününden sanıyorum. Yanlış söylemiyorum inşallah. Bu kumaşlarımız teşvik verilerek, Sayın Başkan'ım geleceğe de taşınsın istiyorum. Evet, şalu şepik kumaşından yapılan giysilerimiz bunlar. İnşallah tasarımcılarımıza da bir örnek oldu."

Konya'dan gelen 15 Temmuz gazisi Halit Şener de "Belki kısa vadede darbeler gündeminizde olmayabilir. Tekrarlanmaması için toplumumuza tavsiyeleriniz nedir?" sorusu üzerine Başkan Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Her şeyden önce tabii Allah bizlere bir daha bu tür 15 Temmuz'ları falan yaşatmasın. Çünkü 251 şehidimiz, 2 bini aşkın gazimiz var. Bütün bunların içerisinde Ankara, İstanbul başta olmak üzere buralarda bu şehitleri, bu gazileri verdik. Bu işin banisi, bu işin bir numaralı sorumlusu kimdir dendiği zaman FETÖ terör örgütü. Onun özellikle attığı adımlarla bunlar oldu. Hele ben Ankara'daki özel kuvvetlerde, oradaki o kahraman polislerimizin şehadetlerini onları da unutamıyorum. Çünkü onlar çok çok farklı. Özel kuvvet olarak yetişmiş bu insanları bile havadan bombardımanla şehit ettiler. Bu vicdanla şunla bunla bunun tanımı mümkün değil. Aynı şekilde İstanbul'da şehitler köprüsü üzerinde olan hadiseler. Her an her şeye buna rağmen hazır olmamız lazım. Ama bundan sonraki süreç 15 Temmuz gibi olmaz. Bundan sonraki süreçte biz birçok şeye hazırız. Bedelini ağır öderler."

"BÜTÜN MESELE BİRBİRİMİZİ ANLAMAK"

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Türkiye İstatistik Kurumundan (TÜİK) randevu istemesine ilişkin, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Bay Kemal Merkez Bankasına randevu istiyor. Merkez Bankası da buna randevu veriyor. Bağımsız ya, bağımsızlığının gereği olarak randevu veriyor. Gidiyorsun ne sorarsan cevabını alıyorsun. Şimdi tabi TÜİK ile ilgili de kalkıyor gelmek istiyor. Tabi İstatistik Kurumu Başkanımız bunlara randevu vermiyor.

Randevu vermeyince bu küplere biniyor. Bu devletin kurumlarının sana veya avanene hesap verme sorumluluğu yoktur. Onlar hesabı sadece sorumlusu olduğu birinci derecede Başkan, bunun dışında da ilgili bakanlara verirler. Ben istediğim zaman bu birimlerden bilgileri alırım. İlgili bakan arkadaşlarımız bilgileri alırlar ama hiçbir zaman kalkıp da sana hesap verme mecburiyetleri yok. Eğer bilgi almak istiyorsan yazılı olarak gönderirsin onlar da sana yazılı olarak cevabı verirler.

Bununla şunu anlatmak istiyorum. Artık eski Türkiye yok. Şimdi yeni Türkiye ve geleceğin Türkiye'si var. Yeni Türkiye ile geleceğin Türkiye'si artık farklı dokunuyor. Çünkü 2023'e biz Allah'ın izniyle farklı gireceğiz. Farklı girerken de 2015'te yaşadıklarımızı daha önce yaşadıklarımızı da yaşamak istemiyoruz."

Cem Vakfı kurucu üyelerinden Ercan Güvenç'in Alevilerin yaşadıkları birtakım sorunları ve taleplerini dile getirmesi üzerine Başkan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Az önce onu da güzel ifade ettiniz. Bu işi şu anda en büyük tahrik unsuru olan yurt dışı, yurt dışında da birinci derecede Almanya. Almanya'da da özellikle Alevilik'ten öte Ali'siz Alevilik ile adeta bir yeni din ihdası öne sürülüyor. Cumhuriyet Halk Partisi orada o işi yürüteni de hatta buradan aday yapmak da istedi. Bunların da zaten kimler olduğunu bilirsiniz. Ciddi de onlara para desteği veriyorlar. Bundan 2 yıl öncesi rakamla 30 milyon avro yıllık, bunlara bir parasal destekleri de olmuştu.

Şimdi Türkiye'de mesela ben belediye başkanlığım döneminde, şimdi de yine bizim partinin belediyeleri noktasında arkadaşlarımıza tavsiyemiz şudur, özellikle cemevi vesaire açma noktasında destek aradıkları zaman elinizden gelen desteği verin. Ben belediye başkanlığımda Küçükköy tarafında bir yer tahsis ettim. Tahsis etmekle kalmadım bir de bu cemevinin yapılması için kendilerine, beton vesaire falan bunları vermeye kalktım bunlar birbirine girdi.

Sen nasıl olur da kalkıp Tayyip Erdoğan'dan bu desteği alırsın. Yani böyle bir sıkıntı şu anda Alevi kardeşlerimizin arasında var. Anlaşamıyorlar, burada bir defa mali noktadaki destek konusunda da anlaşamıyorlar. Devletten alalım mı? Almayalım mı? Sözleri şu, eğer alırsak devletin güdümüne gireriz. Bunu işliyorlar. Biz de diyoruz ki niye güdüme gireceksin ki?

Yani belli bir ücreti devlet ihdas ediyor da veriyorsa zaten verir. Niye güdümüne gireceksin? Ama bu anlayış da var. Önce bunun halli gerekiyor. Bunun halli gerektiği takdirde birçok şey daha da kolay aşılabilir. Bütün mesele birbirimizi anlamak. Birbirimizi anladığımız anda zaten bu ülkenin evlatlarıyız, bu milletin evlatlarıyız. Dolayısıyla bu sorunu da gidermiş oluruz. Olay bu."

Tum Makaleyi Oku