Sosyal Güvenlik Mefhumu

5 aylar önce 118

“Sosyal güvenlik” Birey ve ailelerin, Yaşlılık, emeklilik, İşsizlik, hastalık ya da ölümden kaynaklanan; statü ve gelir kayıplarının sosyal politikalar yoluyla, toplumun refah düzeyinin dengelenmesi ve ya yükseltilmesini amaçlayan “kamu programları bütünü” olarak tanımlanabilir. Yine “sosyal güven­lik”, insanlığın daha önceden kazanılmış tecrübelerle kendini güvende hissetme iç güdüsünün somut bir sonucudur. Bu sonuç, insanın arzu ettiği yarınından emin olmak isteme idolüdür. Evrensel bir ilkeye dönüşen ve çağdaş uygarlığın simgesi olan sosyal güvenlik kavramı, bireylerin karşı karşıya kalacakları ve yaşam için tehlike arzedecek olaylara karşı, bir güvence arayışının ürünüdür. Toplum içinde yoksullaşan bireylere, asgari bir gelir ile destekleyip hizmet sunmak sosyal güvenliğin varoluş nedenidir. sosyal güvenlik programları, düzenli, sürekli ve güvenli sağlık ve refah hizmetlerini ve bunların gerçekleşmesi için gerekli gelir kaynaklarını sağlama çalışmalarını da içerir. Sosyal Güvenlik Politikalarının tümü, insanın temel haklarından olan ,sosyal haklar sistemi, içinde yer alan ve anayasa­larda şekillenen sosyal güvenlik hakkının gerçekleşmesine yönelik çalışmalardır. Refahı ve sosyal güvenliği sağlamak geçmiş dönemlerde bireyin ve ailenin sorumluluğundaydı, bu çabaların yetersiz kaldığı anlaşılınca , din ve hayır kurumları bu görevi üstlenmişlerdir. Ancak bunların sağ­ladığı olanaklar da yetersiz kalınca, planlı örgütlü yardım programları ortaya çıkmıştır. Bunların ilk örnekleri işçi dernekleri ve sendikalar ile karşılıklı yardım birlikleridir. Bu gelişmelerin sonucu 1880’li yıllarda Almanya’da, daha sonra 1911’de İngiltere’de, 1935’te ABD’de sosyal amaçlı ilk modern sosyal güvenlik yasaları çıkarılmıştır. Tüm bu ge­lişmelerden sonra sosyal güvenlik hakkı; 10 Aralık 1948 günlü “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin 22. maddesinde “herkes toplumun bir ferdi olarak sosyal güvenlik hakkına sahiptir; sosyal güvenlik bireyin onuru, kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların tatmin edilmesi temeline dayanır” sözleriyle ifade edilmiş ve bildirinin 25. maddesinde ise sosyal güvenlik hakkının ayrıntıları “her kişinin gerek kendisi gerekse ailesi için yiyecek, mesken, tıbbi yardım ve gerekli sosyal hiz­metler dahil olmak üzere, sağlık ve refahını sağlayacak bir yaşama düzeyine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık hallerinde veya geçim olanaklarında iradesi dışında yoksunluk yaratacak diğer bütün durumlarda sosyal güvenliğe hakkı vardır. Doğum yapan kadın ve çocuklarının özel bakım ve yardım görme hakları vardır. Bütün çocuklar, her türlü sosyal yardımdan yararlanma hakkına sahiptirler” sözleriyle dile getirilmiştir. “Sosyal güvenlik hakkı”nı yaşama geçiren programlar şöyle sıralanabilir: Yaşlılık, iş görmezlik, dul ve ye­tim programları sağlık sigortası, işsizlik sigortası, çocuk ve aile yardımı, iş kazası tazminatları, kamu yardımlarıdır. Bu kav­ramlar kapitalizmin yarattığı sosyal adaletsizliğin, neden olduğu bunalımlara karşı emekçi sınıflardan gelen güçlü tepkiler sonucu büyük bedeller ödenerek elde edilmiş kazanımlardır. Bütün bu kazanımlar bireylerin güvencesi olan “sosyal devlet” idealinin gerçekleşmesi ve ku­rumsallaşmasına neden olmuştur. Denebilir ki“sosyal devlet” klasik liberal demokrasinin ekonomik ve siyasal temellerini değiştirmeden, sosyal güvenliğin sağlanmasını, işsizliğin azaltılmasını, emeğiyle yaşayan­ların korunması ve yaşam düzeylerinin artırılması yoluyla sosyal eşitsizlikleri giderme işlevlerini üstlenen devlet politikaları demektir. Muhittin Cuneydioğlu Sosyal Güvenlik Merkez Müdürü

Tum Makaleyi Oku