Suzan Kardeş: Herkes birbirine benzemeye çalışıyor

5 aylar önce 123

Türk Sineması’nın efsane ismi Hülya Koçyiğit, TRT-2 ekranlarında yayınlanan “Film Gibi Hayatlar”da konuklarını ağırlamaya devam ediyor. Programın bu haftaki konuğu, makyaj sanatçısı, oyuncu ve şarkıcı Suzan Kardeş oldu.


Kosova doğumlu olan ve küçük yaşta ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç eden Suzan Kardeş ‘’Bize, Türk gibi yaşamamız öğretildi Kosova’da. Benim birinci albümümün kitapçığında ‘’Ben beş yüz yıl bir camiyle Müslümanlığımı, bir tek Türk okuluyla Türklüğümü korudum’’ yazar. Biz orada ufak bir grubuz sonuçta. Kolay olmadı. Abilerime, dedelerime kolay olmadı. Bizim şansımız kendi vatanımıza geldik. Çok daha mutlu geçti günlerimiz’’ dedi.

"BABAMA YARDIM ETMEYE GİDİYORUM"
Küçük yaşta çalışmaya başlayan Suzan Kardeş mesleğe nasıl başladığını ‘’Önce burada okula almıyorlardı. Tekrar başka ülkeden geldiğim için birinci sınıfta başlamam lazımdı. Ben orada Türk okulunda okuduğum için evraklarımı Ankara’ya gönderdiler. Ve ben direk Türk okuluna burada üçüncü sınıftan başladım. Abilerim askere alındı. Babam yalnız kaldı. Ve ben okul çıkışları babama yardım etmeye gidiyordum dükkana. Sonra teyzemin güzellik salonunda çırak olarak çalışmaya başladım. Bu arada İngilizce kurslarına başladım. Ben illa Figaro salonlarına gireceğim dedim. Çünkü Türkiye’nin en iyisi onlardı. Sonra orada işte Lisa Tuna ile tanıştım. Şan tiyatrosunda çalışmaya başladım. Böylece camiaya dahil oldum’’ diyerek anlattı.

"SAÇMA BİR HAYAL KURUYORDUM"
‘’Türkiye’ye ilk geldiğimde çıraktım. Kaş yapıyorum, kaş almayı öğrendim. Sadece kaş almama izin veriyorlar. Ben de o sırada Türkan Şoray’ın bir film haberini gazetede görüyorum. Hayal ediyorum. Ben oradan geçeceğim. Türkan Şoray gel kaşımı al diyecek benim. Ve ben ünlü olacağım. Kaşını alacağım Türkan Şoray’ın. Saçma bir hayal kuruyordum’’ diyen Suzan Kardeş
mesleğini çok sevdiğini söyledi.

"GÜZEL HATIRALAR BIRAKIYORUM"
‘’Ben setlerde olmak istiyorum devamlı. Hiçbir jenerasyonu kaçırmak istemiyorum’’ diyen Suzan Kardeş, kendisine hiçbir zaman zaman oyuncu veya şarkıcı demediğini ve görevini yaptığını belirtti. Kardeş ‘’Benim koltuğuma oturup yıllarca tiyatro okumuş, oyunculuk okumuş kişiye makyaj yaparken o heyecanı görüyorum. Emeğini görüyorum. Bir tarafta şarkı söyleyen kişinin benim makyaj koltuğuma oturduğundaki heyecanını görüyorum. Ben onlarla kendimi bir tutamam. Ben oradaki emeği görüyorum. O yüzden de ben bunları bana verilmiş hediyeler olarak görüyorum. Allah da bana becerebilme gücü vermiş ki ben beceriyorum. Ben hiçbir zaman kendime oyuncu demem görevimi yaparım. Şarkıcı demem görevimi yaparım. Ama çok güzel şarkı söylüyorum. Çok eğlendiriyorum. Yönetmenler bana güveniyor. Çok güzel teklifler geliyor. Böyle olunca diyorsun ki ne mutlu bana. Güzel hatıralar bırakıyorum’’ dedi.

Makyaj odasını ‘’Benim makyaj odam başka bir dünya. Benim oyuncum mutlu olduğu zaman kamera karşısında yansıyor. O yüzden makyaj odamı neşeli, keyifli hale getiriyorum. Orada oyun da oynarsın, müzik de dinlersin, orada eğlenirsin’’ cümleleriyle anlatan Suzan Kardeş; makyaj odasını, kendileri ve misafirleri için ‘’Orası bizim yatak odamız’’ diyerek tanımladı. Odadaki hikayeleri kitaplaştırmakla ilgili bir düşüncesinin olup olmadığı sorusu üzerine Suzan Kardeş ‘’Kendi kendime evde çekiyorum bunları. Bir duvar oluşturdum kendime. O duvarda bir şey çiziyorum ve her hikayede bir şey daha çiziyorum. O duvar renklenecek. Duvardaki çiviye bir resim asıyorum ve o resmi anlatıyorum. Benim hayatıma giren bütün oyuncuları ve o resmin hikayesini ya da o kişiyle ilgili bir şey anlatıyorum. Üç dört dakikalık bir şey. Bunu birisi bir film çeker ya da bir şey yapar ya da bir belge olsun diye yapıyorum. Benim derdim dedikodu yapmak değil. Benim derdim bir belgesel bırakmak bütün hayatıma giren herkese’’ diyerek cevap verdi.

"HERKES BİRBİRİNE BENZEMEYE BAŞLIYOR"
Makyajla ilgili düşüncelerini paylaşan Suzan Kardeş ‘’Çok sevmem güzellik makyajını. Sevmezdim. İş için güzelleşmesi gerekiyorsa ille de onu değiştireceğim gibi bir derdim yok. çünkü ben insanın kendinin var olan güzelliğini ortaya çıkarmaya varım. Yani birinin kaşı gözü güzeldir. Birinin gözü, birinin burnu. Herkes güzel mi olacak. Böyle bir kaide var mı? Karşı değilim estetiğe. Hiç değilim. Yapsın insan kendine. Moral oluyordur belki. Ama biri olmaya çalışma. Kendine ihtiyacın olan. Kullanalım ama her yerine yaptırmanın alemi yok. Şimdi mesela sanat dünyasında yaşlı aranıyor. Yaşlı insan yok. Anne, anneanne, genç kız, çirkin, kötü bakışlı lazım. Karakter lazım. Karakter bulunamıyor. Herkes birbirine benzemeye başlıyor. Gerçekten çok zorlanıyorlar. Ama bu da geçecek’’ dedi.

Tum Makaleyi Oku